ASIRLARDIR SÖNMEYEN ALEVLER 'CHIMERA YANARTAŞ ' - TURIZM DOSYASI

TURİSTLER BILECİK’TEKİ HARMANKAYA KANYONU’NA İLGİ GÖSTERİYOR

Okuduğunuz haber
ASIRLARDIR SÖNMEYEN ALEVLER 'CHIMERA YANARTAŞ '

THY GENEL MÜDÜRÜ KOTİL'E BÜYÜK ÖDÜL

Anasayfa   /    Köşe Yazarları    /    ASIRLARDIR SÖNMEYEN ALEVLER 'CHIMERA YANARTAŞ '

ASIRLARDIR SÖNMEYEN ALEVLER 'CHIMERA YANARTAŞ '

KÖŞE YAZARLARI      13 Temmuz 2014 - 16:20     0

ASIRLARDIR SÖNMEYEN ALEVLER 'CHIMERA YANARTAŞ '
Bu hafta durağımız Yanartaş.. Antik adı ile Chimera. Sabah erkenden kalkıp Kemer’den geçip Ulupınar ve ardından Olimpos kavşağına gelerek enfes manzarası eşliğinde Olympos ve Çıralı’nın yolunu tutuyoruz. Olympos Antik Kenti Kumluca sınırları içinde yer alırken, Çıralı ve Yanartaş ise Kemer sınırları içinde yer alıyor. Bu iki bütünü bir nehir ayırmış ve bu nehir de iki ilçenin sınırını oluşturmuş. Kemer Çıralı’yı tanıtım kitaplarına alırken, antik kent Oliympos ise Kumluca’nın tanıtımlarında yer bulmuş. Hava sıcak mı sıcak. Yolda yürüyen köylüler ile turistler birbirine karışmış, kimisi denize, kimisi ise tarlalarına doğru yol alıyorlar.





Yanartaş'a gitmek isteyen turistler Olimpos ya da Çıralı'dan minibüslerle Çıralı Ovası'nın batısını takip eden yoldan Yanar Boğazı denilen yere gelebiliyorlar. Buradan itibaren de bizimde çıktığımız ve hayli zorlandığımız yayan olarak yaklaşık 1400 m. uzunluğundaki bir patikada %10 eğimli 140 metre tırmanarak Yanartaş'a ulaşabiliyorlar. Ve nihayet Çıralı’yı görmek için ilk adım olan bölgeye geliyoruz. Koyuluyoruz Yanartaş’ı görmek için yola. "Olympos" kelimesi eski Yunancada "Ulu dağ" anlamına geliyormuş. Dünya üzerinde yirmiden fazla dağ ve tepe bu adı taşıdığını ve bazılarının yakınlarındaki kasaba ve şehirlerin de bu adı taşıdıklarını yaptığım araştırmalarda öğreniyorum. Bu tepelerin en ünlüsü, Yunanistan'ın kuzey doğusunda bulunan, eski Yunan tanrılarının evi sayılan, Thessalian tepesiymiş. Olympos Antik şehri adını, eskiden Olympos Dağı olarak bilinen Tahtalı dağından alırken, dağın şehrin 10 km kuzeyinde bulunması ve eteklerinde bugün Yanartaş adıyla bilinen, hiç sönmeyen ateşi barındırması ise hayli dikkat çekici bir özellik olarak göze çarpıyor.



Yıllardır sönmeyen ateş… Yıllardır yanan ve hiç sönmeyen bu ateşi görmek için tepeye tırmanmaya başlıyoruz. Hava oldukça sıcak. Çok sayıda turist bu güzelliği görmek için sıra sıra bu dağa tırmanıyorlar. Bölgeye çıkmak için hazırlanan patika yol zaman zaman kaya parçaları ile merdiven haline getirilirken, bazı bölümlerde de dinlenme alanları konulmuş. Zaman zaman Yanartaş’ı görmek için gelen yerli ve yabancı çok sayıda turist ile yolda konuşuyoruz. Biz bile bu yolu çıkmak için hayli zorlanırken, yaşı 60’ı geçmiş kişilerin yavaş yavaş hiç dertlenmeden tırmandıklarını görünce adeta utana sıkıla yorulmamış gibi tırmanmamıza devam ediyoruz. Çıralı’ya çıkanlar ile arkadaşlıklar kuruyor ve bölge hakkında bildiğimiz kadar bilgi verirken, bazı yabancı turistlerin de bölge hakkında oldukça fazla bilgi ile dolu olduklarını anlattıkları bilgilerden anlıyoruz. Git git bitmez bir dağ tırmanışı oluyor adeta.



Çıralı’da antik kent kalıntıları ile karşılaşıyoruz ve artık geldik diyoruz. Oldukça yorgun bir şekilde derin bir “Oh!” çekerek başımızı kaldırdığımızda dağın belli bölgelerinden fışkıran öbek öbek yanan alevleri görüyoruz. İşte Çıralı diyoruz. Araştırdığım ve edindiğim bilgiler ışığında bölgeyi detaylı bir şekilde gözlemliyorum. Oldukça kalabalık bir topluluk bu yüzey üzerinde kimisi bu anı kamerası ile kimisi fotoğraf makinesi ile ölümsüzleştirmek için sıraya geçiyor. Yapılan analizler sonucu yanan gazda bol miktarda metan gazı olduğu tespit edilmiş.



Yanartaş, Tahtalı dağının eteklerinde, deniz seviyesinden 250 m yüksekte bulunuyor. Yaklaşık 25 dakikalık bir yürüyüş sonrasında bu bölgeye ulaşabiliyorsunuz. Ormanın içerisinde, açık bir kayalık alanda 20 kadar alev bacasından hala alevler fışkırıyor. MÖ. 4. yüzyıldan beri yazarlar metinlerinde bu gizemli alevlerden söz ederken, ateşin bulunduğu yerin yakınlarındaki kalıntılar ise antik bir Bizans Kilisesine ait.. Bölgede bulunduğu bilinen en eski yapı, Hephaistos'a adanmış olan bir tapınak. Peki burada yanan bu alevlerin neden olduğu gaz nereden geliyor? Burada bölgeyi tanıtıcı yazıların yanında bunun da gerekli açıklamaları verilmiş gelen konuklar için. Yapılan analizler sonucu yanan gazda bol miktarda metan gazı olduğu tespit edilmiş. Çıralı’nın yani Yanartaş’ın hikayesini www.ciralı.org sitesinden alıyorum. İşte Yanrataş’ın mitolojik hikayesi… “ Çıralı'nın Olimpos'la birlikte anılmasının nedenlerinden birisi kumsallarının birbirine yakın olması ise de, kanımızca asıl neden, Yunan Mitolojisine başlı başına bir efsane kazandıran Yanartaş'ın Çıralı'ya yakın olması ve Çıralı'nın adını Yanartaş'dan almasıdır. Yanartaş adı verilen, sürekli yanan doğal gaz çıkışları Çıralı'yı kuzeybatıdan çeviren ofiyolitik kayaçlar içerisinde yeralmaktadır. Yunan Mitolojisindeki antik dönemde Khimaira efsanesi burada geçmiştir. Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nde Khimaira bahsi şöyle anlatılır; "İkisi de yer altı yaratıkları olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. 318 vd.):

Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna,

söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yı,

korkunç ve büyük, hızlı ve güçlü,

bir yerine, üç kafalı Khimaira'yı:

Biri azgın bakışlı aslan kafası,

öteki keçi, öteki yılan, ejderha kafası

Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'nın

koca yiğit Bellerophontes'le birlikte.

Homeros, aşağı yukarı Hesiodos gibi tanımladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre, Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atına binmekle kalmamış, kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koymuş, canavarın ağzından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış, korkunç ejderha da böylece can vermiş.



Khimaira'nın bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Burada İlk çağda olduğu gbi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuşturulup hiç durmadan yanar. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemicilere kılavuz olurmuş. İlkçağ yazarları da Khimaira ateşini bilir, ne var ki yeri üstünde tam bir uygunluk yoktur anlattıklarında, Plinius'a göre, "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır,Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur "Dionysias adası, Siderus limanı ve burnu; bunun üstünde, dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki, hiçbir zaman sönmemektedir. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır."Görüldüğü gibi Yanartaş Khimaira efsanesinin yanı sıra Belferophontes efsanesine de konu olmuştur. Gece bir başka güzel oluyor Doya doya yaşadığımız Çıralı’yı gördükten sonra yavaş yavaş tepeden aşağıya iniyoruz. Çok sıcak bir havada, güneş ışınlarının dik olarak geldiği bir saatte bu alevleri görmek güzel ama yine de gece geç saatlerde karanlık ta bu anı yaşamanın çok daha güzel olacağını hatırlatmak isterim. Bu gizemli alevlerin keyfini en iyi karanlıkta çıkarabilirsiniz. Fakat alevlerin olduğu düzlüğe kadar yapmanız gereken gece yürüyüşündeki bu maceralı yolculukta yanınızda bir el feneri bulundurmanızda fayda var. Ayrıca eğer yanınıza küçük bir tava ve yumurta alırsanız burada sucuklu yumurta bile yapabilirsiniz.


YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ