04Kasım2008, 08:48 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

İZZETTİN YURTSEVER YAZIYOR!...HZ.MEVLANA'NIN EVRENSEL MESAJI

İZZETTİN YURTSEVER YAZIYOR!...HZ.MEVLANA'NIN EVRENSEL MESAJI

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 6725 kez okunmuştur

Akademisyenler, bilim adamları ve sanatçıların katılacağı geniş kapsamlı Uluslararası Mevlana Sempozyumları ve Konferansları yurt dışında büyük şehirlerde bir plan ve program çerçevesinde yapılmalıdır.

Mevlana'yı anlatan, üzerinde ciddi olarak çalışılmış ‘’Çağrı’’ gibi bir film, ya da belgesel çekilmelidir.

“Mevlana’nın türbesinde ve şeb-i arus törenlerinde neler hissettiniz?’’diye sorulduğunda genelde ziyaretçiler ‘’Mevlana, bana gerçek kimliğimi, özümü gösterdi. Büyük haz aldım, kendimden geçtim, tarif edemeyeceğim hoş duygular içerisinde sarhoş oldum’’ şeklinde açıklamalarda bulunur. Ancak özellikle yabancı ziyaretçi ve izleyicilerin çok az kısmı onun asıl mesajını algılar.
Dünyada aşk ve sevgi dolu mesajları ile kabul gören Mevlana’nın türbesindeki manevi hava ve mimarisi de çok etkileyicidir. Onun bütün söylemlerini sadece sevgi ve toleransa indirgeme konusunda aşırılığa gitmek de doğru değildir. Unutulmamalıdır ki o Müslüman bir velidir. Batılılar onun Müslümanlığını görmezden gelmektedirler. Batıda İslam’ın imajı maalesef kötü olduğu için batılılar onun Müslüman olduğunu kabul etmekte zorlanmakta, onunda her Müslüman gibi namaz başta olmak üzere dinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini göz ardı etmektedirler. Kendi toplumlarının inançlarını beğenmeyip doğu felsefesinde maneviyat arayışına giren bazı yabancılar Mevlana’ya felsefi olarak sempati duymaktadırlar. Ancak Hz.Mevlana iyi tanıtılırsa “Mevlana bir müslümandır” diyerek İslam’a karşı da sevgi de besleyebilirler. Hz.Mevlana’nın yolunun tozuyum dediği ve aşkının kaynağı olduğunu söylediği Hz.Muhammed’in günümüzdeki gerçek temsilcileri olan Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus’ların söylem ve edimlerini gözlemleyen ve inceleyen yabancıların onların yorumları İslamiyete nasıl sıcak bakacakları aşikardır.


Mevlana’yı ziyarete gelen yabancı turistin antipatisini çekmemek ve sürekliliğini riske sokmak gibi çıkarcı bir düşünce çerçevesinde Mevlana’nın hümanist bir felsefe olarak algılanmasından ziyade sufi-tasavvuf ve mesnevi sunumu,söylemleri ve vermek istediği mesajların Kuran ayetlerinden esinlendiğini belirtmemek, islamiyetin tanıtılmasında büyük bir fırsatın kaçırılması hem de hakikatın göz ardı edilmesi demektir.

Hz.Mevlana’nın 1 milyon olarak tasarlanan tanıtım broşürlerinde şair-ozan-düşünür-mütefekkir sıfatlarının çok daha ötesinde kendi deyişiyle ‘'Ben peygamberin ayağının tozuyum, canım tenimde oldukça Kuran'ın sadık kölesiyim' 'benim hakkımda bundan başka söz söyleyen olursa, söyleyenden de sözden de şikayetçiyim' diyen Hz.Mevlana’nın İslami vasiyetleri ve Mevlevilik gösterisinde işaret ettiği bugün ilim tarafından kanıtlanmış boyun eğme ve zikir ayetleri yer almalıdır.

17 Aralık 1273 Pazar günü güneş batarken bu alemden göçen Hz.Mevlana için ölüm, yeniden doğuştur. Onun deyimiyle :"Bu yanda ölümdür ama, o yanda doğumdur"
Kur'an-ı Kerim'de "Allah'a dönüş" olarak vasıflandırılan ölüm, Mevlana için yare kavuşma ve "Şeb-i Arus - Düğün Gecesi"dir
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz" (Ankebut suresi 57.ayet keza Amentü de insanın mevta olduktan sonra yeniden haşredileceği bildirilir.Hz.Muhammed de şöyle buyurmuştur  ‘’insanlar uykudadır ölünce uyanırlar. "ölmeden önce ölünüz"

Daha önce geldiği Konya'da Mevlana'dan etkilenerek Müslüman olan Alman psikolog Michaela Özelsel, hayatını ve eserlerini okuduğu Mevlana'nın öğretisiyle, psikolojik rahatsızlığı bulunan hastaları tedavi ettiğini anlatıyor. Özelsel, sosyal yönden sorunları bulunan hastalarını da Mevlana öğüt ve öğretileriyle tedavi ettiğini söylüyor.
Mesnevi, 1998 yılından beri Amerika'da en çok satan kitaplar listesinde bulunuyor. Bu nedenle Amerika'daki Mevlevi grupların sayısı da Mesnevi'ye duyulan ilgiyle birlikte artıyor.
Avrupa'da da Mevlevi gruplar bulunuyor. Süleyman Wolf Bahn da Mevlana'nın Allah'a dönük yüzünün hangi dinden ve kültürden olursa olsun kendisiyle tanışan her insan için yol gösterici olduğunu söylüyor.
Önce Mevleviliği tanıyan ardından da Müslüman olan Hawaili bir grup Amerikalı,
Japon Hanife Tomioka12 yıl önce öğrencileriyle gezdiği Mevlana Türbesi'nden çok etkilenip Müslüman oldu.

Tasavvuf üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. William Chittick, verdiği bir röportajında Batı'nın, Mevlana'nın adını İslam'la anmaktan korktuğunu söylemiş, aynı durumun Türkiye için de kısmen geçerli olduğunun altını çizmişti. Chittick'e göre bir çokları için Mevlana, Ortadoğulu bir şairden ibaret.
Mevlana türbesini ziyaret eden İngiltere Prens’i  Charles, ‘’Mevlana Hazretleri´nin eserlerine batı dünyasında büyük ilgi duyan çok sayıda kişinin olduğunu görmek beni son derece etkiliyor. Kendimi, bu kimselerin bir şekilde kendi hayatlarında eksikliğini hissedip Mevlana´nın şiirsel maneviyatında buldukları şeyin ne olduğunu sorgulamaktan alıkoyamıyorum. Belki de bu hepimizin hissettiği ancak Mevlana´nın son derece iyi bir şekilde anlayıp aktardığı yüreklerimizdeki o özlem olabilir mi?’’diye ona hayranlığını ifade ediyor.
Kültürlerarası Diyalog Platformu'nun Avrupa Parlamentosu'nda düzenlediği bir panelde ise Mevlana'nın evrensel öğretilerini benimsemek için Müslüman olmanın gerekmediği anlatıldı. “Eğer bir Protestan Mevleviliği benimser ise daha iyi bir Protestan, eğer bir Katolik Mevleviliği benimserse daha iyi bir Katolik olur” mesajı verildi ki bu Mevlana’nın kendi ifadesiyle 'Benim mesnevim birlik dükkanıdır, içinde birden gayrı ne görürsen puttur'.

Bu arada itiraf etmeliyiz ki, Mevlana yılını ticari bir fırsat olarak kullandık. Otellerde müşterileri karşılayan teşrifatçılara Mevlevi kostümü giydirmekten tutun da, adı Mevlana olan lokantaların vitrinine dönen manken mevlevilere, Çin işi Mevlana heykellerinden, dönen robot mevlevilere kadar her şeyde kullanıldık,  Sultanahmet'te ücret karşılığı çay bahçelerinde dönüyorlar. Zaman zaman bu yılın Türkiye'nin tanıtımı için de bir fırsat olmasını abartıp, garip organizasyonlar da yapıldı. Dekolte giyinmiş transparan semazenlerin, cinsellik çağrıştıran dansları eşliğinde sema bile yapıldı.

MEVLANA BİLDİĞİMİZ MEVLANA DEĞİL. İDRAKLERİMİZİN ÇOK DAHA ÖTESİNDE                                                                                                                                  Mevlana yurt içinde ve yurt dışında bilinçli olarak veya dar kapsamlı düşünülerek büyük Türk düşünürü, büyük ozan, şair, mütefekkir, hoşgörülü düşünce adamı, hümanist ve gönüller sultanı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalar o büyük zatı idrak etmede kifayetsiz kalmaktadır.
Mevlana der ki : "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız. Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir"“Ben hayatta olduğum müddetçe, Kuran’ın kölesiyim; Muhammed Mustafa’nın yolunun (ayağının) tozuyum. Kim benden, bundan başka bir söz naklederse, ben hem o sözden, hem de o sözü söyleyen kimseden bizarım (rahatsızım)."Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan’’‘Herkes, bana kendi zannına göre dost oldu; hiç kimse benim derunumdan, esrarımdan sormadı.’  "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile yaşamını özetleyen Hz.Muhammed’in temsilcisi olan Mevlana Celaleddin-i Rumi, çok yönlü bir sufi olarak tasavvufu irfan, hakikat, aşk ve cezbe aleminde olgunlaştıran,  72 milleti eşit gören, zikrin fikri harekete getirdiğini söyleyen, ibadetin temelinde sevgi ve aşkın olduğunu vurgulayan, tek eşli olup kadınlara çok değer veren, Hak aşığı, aşkın efendisi, özetle İslam dinini şiir – sanat – raks – kaside - müzik yoluyla en ince yorumlayan ve bu yorumunun müslüman olsun olmasın tüm insanlar tarafından benimsendiği bir İslam büyüğü, yüksek ahlaka sahip, erdemli, itikatta ehl-i sünnet yolunda olan ve bugün yaşayan en üstün idrakin de ötesindeki veli bir kişidir. İslam düşünürlerinin fikir ve sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneştir. Allah ile kul arasında, varlık ile yokluk arasında bütünsellik mesajını veren, hakikati arayan kişinin bunu ancak kendisinde göreceğini buyuran Mevlana evrensel bir kişiliğe sahiptir. Veli hüviyetiyle O gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşid olarak insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden ve ikilikten kurtarmış ve temizlemiştir. ‘’Efendimiz’ manasına gelen Hz.Mevlana’nın aşağıdaki vasiyetine baktığımızda onu daha iyi anlamak mümkündür:’’Ben size, gizli ve aleni, Allah'dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah'a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun’’.
Kuran ve sünnet dışında bir Mevlana anlayışı doğru değildir. İnsanın kemalatı Allahın ahlakı ile ahlaklanmak ve Hz. Peygamberin sünnetini takip etmekle olur. Bazılarınca bilinçli olarak Mevlana’yı İslam dini dışında tutup, sadece humanist bir filozof gibi yansıtmaları kesinlikle kabul edilemez.

İslam'ın kendi zatındaki hoşgörüyü, daha doğrusu her şeyin hoş olduğunu belirtilmesini Hz. Mevlana yeni icad etmiş gibi gösteriliyor. Oysa Hz. Mevlana '’Benim peygamberimin yolu aşktır'’ diyor. Yani aşkını da peygamberimizden aldığını ifade ediyor.

Kuran’da onlarca boyun eğme ayetlerinde gezegenlere, yıldızlara, ay’a, güneş’e ve dünya’ya insanlar için boyun eğdirildiği(eksen eğikliği) bildirilmiştir.Bugün kozmoloji ilmi ile bunların hepsinin eksek eğikliği derecesi bilinmektedir. Mevlana bu gerçeği görmüştür. Onun için semazenlerin dönüşü, boyun eğikliği de dünyanın eğiklik derecesindedir. Tevazu ile tüm kainat Allah'ın huzurunda boynunu bükerek Allah'ı zikretmektedir. Bu ayetlerde insanlar için dağlara, rüzgara ve denize boyun eğdirildiği de bildirilmektedir. İnsanlara da namaz da Allah’ın huzurunda boyun eğmeleri ayetle buyurulmuştur.

23.27 derece olan Dünyamızın eksen eğikliği olmasaydı mevsimler olmazdı, güneş ışınları ekvatora dik gelirdi, gece gündüz süreleri eşit olurdu, güneşin doğuş-batış konumu ve saati değişmezdi, dönenceler oluşmazdı. Kısacası 2 derece fazla veya noksan bile yeryüzünde yaşamı imkansız kılacaktı

 
Galaksilerin, gezegenlerin, yıldızların ve dünyanın, güneşin cazibesi  ile, hem kendi etrafında, hem de günesin etrafında devrettikleri gibi Semazenler hem kendi etrafında döner, hem de meydanı devrederler.Sema, bütün alemlerin güneşi, Tanrının huzurunda bir devr-i alemdir. Evrende, atomlardan güneş sistemine, vücutta dolaşan kana kadar her şey Allah’ı zikrederek dönmektedir.
Dünyanın merkezi olduğu birkaç yıl önce yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış olan Kabe’nin etrafında tavaf eden on binlerce müslümanın oluşturduğu tablo, Samanyolu Galaksisinin, milyarlarca yıldızıyla dönüşünü oluşturan sarmal görüntü ile aynıdır. Bu bakımdan tavaftaki manevi hazzı tam anlamıyla elde edebilmek için kendini yörüngeye bırakmak gerekmektedir. Kabe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kainatın ve yaratılışın özeti, teslimiyetin ve ilahi takdire boyun eğişin sembolü sayılır.
Kainatta her şey sağdan sola dönmektedir, Kuran’da sağdan sola okunur. İnsana dön deseniz sağından sola doğru döner. Hz.Muhammed’in ayaklarını vücuduna çekerek sağ tarafına yatmasının da bilimsel faydası kanıtlanmıştır. Sağlığa en  faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta,hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınmaktadır. Fransızcada “droit” hem sağ, hem de hukuk manasına gelir. İngilizcede de “right” hem sağ, hem de doğru ve haklı manalarında kullanılır. Arapçada sağ taraf manasına gelen “yemin”, uğur ve bereket manalarındaki “yümün”le aynı kökten gelir.Kısacası tüm kainattaki gezegenlerin yörüngede dönüşü, Samanyolu galaksisi, insan vücudundaki atomlar, Mekke saati dünyanın her yerinden kıble yönünü belirliyor, akrepleri klasik saatlerin aksine yedi kıtanın hepsinin etrafından geçen bir dairenin tam ortasında yer aldığı  ispatlanan Kabe-i Şerif etrafında yapılan tavaf hareketleri gibi sağdan sola doğru dönmektedir. Mevlevilerin dönüşü de sağdan sola doğrudur.

Kuran’da onlarca da Hz.Mevlana’nın işaret ettiği zikir(tesbih) ayetleri de vardır. Hz. Mevlana 7 asır önce cansız sayılan bazı varlıkların nasıl dile geldiklerini ve konuştuklarını bazı örneklerle açıklamıştır. Mesela Mesnevinin 3. cildinin 1011 numara ile başlayan aşağıdaki beyitlerini incelediğimizde Mevlana’nın her şeyin farkında olduğunu anlıyoruz: Hz.Mevlana şöyle buyuruyor: Allah, seni bir avuç toprak iken nasıl insan yaptı? Bütün toprakları ve cansız sandığın şeyleri de böyle bilmek ve tanımak gerek.Gördüğümüz cansızların hepsi de, bu yanda, yani bize, bu aleme göre, cansızdır, ölüdür. O yanda, hakikat aleminde ise canlıdırlar. Burada susup duruyorlar, orada konuşmaktadırlar.
Allah, onları, o taraftan bizim tarafımıza gönderince Musa'nın asası gibi bize karşı ejderha olur.Dağlar, Hz. Davud'un sesine ses verir. Onunla beraber İlahi okur. Demir O'nun avucunda mum gibi yumuşar.Rüzgar Hz. Süleyman'a hamallık eder. O'nu taşır. Deniz, Musa'ya söz söyler. Onunla konuşur.Ay, Hz. Ahmed (Muhammed) Aleyhisselam'ın işaretini görünce ortasından ikiye ayrılır.Nemrud'un ateşi İbrahim Aleyhisselam'a gül bahçesi olur.

Bugünün bilim ve tekniği Hz.Mevlana’nın yukarıda belirttiği bu hakikati ortaya koymuştur ki cansız sayılan her şeyde, insanların farkına varamadıkları bir canlılık, bir şuur vardır.

Çünkü etrafımızda gördüğümüz bütün eşya, bütün varlıklar, atomlardan meydana gelmiştir. Her atomun ortasında proton ve nötronlardan ibaret bir çekirdeği vardır. Bu çekirdeğin etrafındaki elektronlar inanılmayacak bir hızla dönmektedir. Mesela hidrojen atomundaki elektron, çekirdeği etrafında saniyede elli bin km. hızla döner. Sanki bir zerre yani bir atom, koca bir güneş sistemindeki eşsiz nizamın en mükemmel modelidir.

Atom, bizim içinde bulunduğumuz güneş sisteminin bir örneğidir. Atomun çekirdeğinim güneş elektronlarını da yıldızlara benzetmek mümkündür. Atomların derinliklerine dalarsanız, bir zerreyi milyarlarca defa büyütürseniz, karşınıza koca bir alem çıkar. Akıl almayacak kadar müthiş bir alem. Bir atomun çapı milimetrenin on milyonda biri kadardır. Bir zerre içinde bir güneş manzumesi gizlidir.
Japon araştırmacı Prof. Emoto Suyun hafızası hakkındaki kitabında su cansız bir madde değil, canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiği keşfedilmiştir. Su sesi dinliyor, söze kulak veriyor, çevredeki duygu atmosferini yüzüne yansıtıyor. Deyim yerindeyse üzülüyor, ağlıyor, küsüyor, seviniyor, gülüyor, neşeleniyor, barışıyor.
Dr. Jacques Benveniste yaptığı araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton yaydığını(ışık) ve farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladığını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiştir.


 TURIZM DOSYASI internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TURIZM DOSYASI Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

TURİZM DOSYASI WEB TV - HABERLER




Türkiye’nin uluslararası en büyük turizm buluşmalarından birisi olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın (EMITT) 22’ncisi hem katılım hem de ilgi anlamında rekor kıracak gibi görünüyor. >>>


Almanya’da yaşayan ve tatillerini 12 yıldan bu yana Kemer Limak Limra Otel olarak seçen Carina Moecker Neuss ve arkadaşları, Almanya’dan getirdikleri kedi evlerini ve mamaları otelin çeşitli noktalarına yerleştirdiler ve yaptıkları bu davranış ile de alkışı hak ettiler. Alman Turistler, Limak Limra Otel’in kedi sever bir otel olduğunu bunun için de 12 yıldan bu yana tatil için tek adreslerinin Limak Limra olduğunu söylediler >>>


Turizm sektöründe yeni işbirlikleri ve ülke tanıtımına katkıda bulunmak için yola çıkan Travel Turkey İzmir Fuarı renkli görüntülere sahne olurken, bu vesile ile sektörde buluşma fırsatı yakaladı. Turizm Yazarı Halil Öncü fuarı dakika dakika takip etti.>>>


Turizm Yazarı Halil Öncü, Golf turizmindeki gelişmeleri Belek Kaya Palazzo Golf Müdürü Şehmus Işık,Innvista Otel Genel Müdürü Ülkay Atmaca ve turnuva için Belek’e gelen Bodrum Golf Müdürü Can Ertuna’dan aldı.>>>


ADALYA HOTELS & Partners Gala Yemeği Renkli Görüntüler Sahne Oldu. Turizm Yazarı Halil Öncü’nün izlenimleri ve geceden görüntüler. >>>




Ercan Şirketler Topluluğu bünyesinde yer alan ve kuruluşundan itibaren hızlı ve emin adımlarla büyümeye devam eden Gezinomi, 2017 yılı acenteler buluşmasını Antalya’da gerçekleştirdi.
>>>

Sponsor Bağlantılar

Turizm Dosyası - Sektörden Son Gelişmeler

Adres : Turizm Dosyasi .... Turizm Haberleri Sektörden Son Haberler
Tel :0 542 437 90 04
Bu site 0.109 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]